Beyin Dramaturjisi

Boş vakitlerimde en çok yaptığım işlerdendir kafamda oyun yönetmek, dramaturjisini düşünmek. Sadece boş vakitte değil en dolu anlarımda bile yapıyorum çokça.

Bu oyunlar; oynadığım, izlediğim veya bildiğim oyunların yanısıra hiç olmayan şeyleri bile kapsayabiliyor ve genelde sahne sahne gidiyor: Şöyle bir rol, şöyle bir sahne diyerek bir bakıyorsun aklımdan bir müzik buluyorum oraya ve çoğunlukla yüksek enerjili sahneler oluyor bunlar. Devamında içten içte yükseliyorum, bazen oynamaya kadar varıyor iş. En sonunda seyirci reaksiyonunu bile düşünerek varıyorsun sona. Gözünü açtığında masa lambasının parlaklığı önünde ders notlarını görüyorsun, döner koltukta bir tur dönüp oyun afişlerinin asılı olduğu duvarda kalıyor gözün, oynadıkların izlediklerin, hiç izlemeyip ekol gördüklerinin afişleri derken onların hayatında buluyorsun bazen kendini.

Ufak antremanlar adeta hepsi. Bugün bir söz okudum çok hoşuma gitti, şöyle diyordu o sözde: “ Yorulduğun zaman bırakmayı değil dinlenmeyi düşün.” Hoşuma gitti bu söz bırakmış gibi dursak da dinleniyoruz aslında beyin dramaturjimizi canlı tutarak. Sadece sen ölmüş halinle bile dinlenmeyi erteleyecek özverideyken yanında duranlar fırlatarak bırakıyor ona da kayıtsız kalmayı öğrendik aslında.

Ne mutlu bana ki sevdiğim şeylerle yatıp kalkıyor ve düşünüyorum, sevdiğim insanları, yaşadıklarımı, yaşayacaklarımı, umutlarımı, hobilerimi, mesleğimi, hayatıma yön veren şeyleri her daim anıyorum kendi içimde taze tutarak.

Hayatın dramaturjisini de ne kadar iyi yaparsak daha yaşanabilir, başarılı ve mutlu bir hayat süreriz…

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir