Eksik Kalmasın Hep

İçinden bir şeylerin eksildiğini içinde hiçbir şey kalmayınca mı anlarsın yoksa farkındasındır ama belki tekrar içime geri dolar diye mi beklersin?
Bir anda mı bir delik açılır içinde ve boşalır bir şeyler hızlıca ve telaşlı yoksa içindekiler yavaş yavaş mı buharlaşıp uçuvermiştir gökyüzüne?
Bir şeyler söylemek isterken susmak, farkında olmanın en doğru konuşması mıdır yoksa diline konduramadığın kelimelerin aklındaki boğulması mıdır?
Senin doğruların neleri doğrultur?
Tüm yalanların boynu senin doğrularınla mı eğilir yoksa sonunda eğilen senin boynun mu olur?
Dalgalar senden büyükse kürek çekmek dalgalara meydan okur mu?
Peki ya beğendiğin bir elbisenin artık içinde kayboluyorsan o elbise üstünde güzel durur mu?
Söylesene,
aklımı okusam aklına konabilir miyim?
Aklını okusam aklıma kondurabilir miyim?

Ucu açık yaşadığımız şu kapalı kutu hayatta sonuna yüzlerce soru işareti kondurabileceğim yüz binlerce cevapsız soru sorabilirim. Kargaşalar, anlaşmazlıklar, huzursuzluklar ve eksiklikler hep bu noktalardan ünleme döner, sonra da bir ok olup kendimize. Çünkü bizler hayatı hep idareli hep bir yanı eksik yaşıyoruz: Duygularımızı, düşüncelerimizi, davranışlarımızı, arkadaşlıklarımızı, doğrularımızı ve yanlışlarımızı.
Bir şeyin fazlasının hayatımıza zarar vereceğine inanıyoruz. Hep bir gün kaybederim korkusuyla, hayatı doruklarda yaşamaktan uzak duruyoruz. Sonuna kadar güvenmekten, sonuna kadar aşık olmaktan ve sevmekten, sonuna kadar ağlamaktan, bağırıp çağırmaktan, sonuna kadar mutluluğu kovalamaktan ve sonuna kadar kendimiz olmaktan hep bir adım geride kalıyoruz. Aman sonra evren teyzenin terazisi dengesini yitirir ve evren teyze bu dengeyi korumak adına güvendiğin kadarıyla aldanışı, sevdiğin kadarıyla nefreti, göz yaşın kadar mutluluğu, bağırışın kadar pişmanlığı, gülümsediğinde görünen dişlerin kadar üzüntüyü, kendi oluşun kadar başkalaşımı kucağına sen anlayamadan konduruverir! O yüzden ya, ne zaman doldurmaya çalışsak istediklerimizi içimize, son noktasına kadar getiremiyor ve gelemiyoruz, kalbimizin doruklarına ulaşamadan soğuyup üşüyor ve geri dönüyoruz. Hayatımızda bir şeyler zamanı geldiğinde hep dolmayı bırakıp birden eksilmeye başlıyor.

Bir şeyler o yüzden hep içimizde eksik kalıyor.
Tamamlanamadan, aynı şekilde, sıradanlaşmış, kabullenilmiş…

İşin en üzücü tarafı ise o kadar yavaş, sessiz ve ritmik ilerliyor ki bu süreç, olan biten yiten giden her şeyin yabancılık çekmeden bir parçası haline geliyoruz. Eksilmeye başlarken eskitmeye başlıyoruz. Bir şeye başlayan biz, sonunda boşlayan bir bize dönüşüyor. İçimizde dolmayı bekleyen boşlukların yerini doldurmaya başladıktan sonra o boşluğun içine dolan değere aynı gözle bakamıyoruz. Çünkü boşlukları doldurmaya çalışırken içimizden fark etmeden de olsa eksilmeye başlıyoruz. Peki bu hep böyle mi gidecek? İçimizden bir şeyler kopup bizden hep mi yitecek?

Hayatı olması gerektiği gibi yaşamak olmasını istediğimiz gibi yaşadığımız anlamına gelmez.

Kalbimizin sesini dinleyerek yaşamak ise hayatı hep net bir şekilde görebildiğimiz anlamına gelmez.

İçimiz terlediyse, ağladıysa veya bir şekilde içimiz, kalbimizin pencerelerini ıslattıysa içeriden dışarıyı net görememeye başlarız.

Arabada giderken yağmurdan önümüzü görememeye başlarsak arabanın sileceklerini çalıştırırız ki önümüzü görebilelim, değil mi? Peki kalbimizin önünü görebilmesi için gerekli silecekler nerede? İhtiyacımız olduğunda bu silecekleri çalıştırabilseydik bazı şeylere dur diyebilir miydik? Daha net görebilir ve eksilenlere, kapıyı çekip gidenlere dur diyerek gitmelerine engel olabilir miydik?

Belki de ihtiyacımız olan budur. Kalbimize bir silecek, benliğimize eksik kalmayacak bir gelecek.

Buğulanmış camlarımızı şöyle bir siliversek, hayatın doruklarını daha net görebiliriz belki de. Eksilenlerin farkına varıp hayatın doruklarına doğru yola çıkabilirsek mutluluğumuz damlatmadan dolmaya başlar ve hatta dolmak ne kelime, dolup taşar.

O zaman gelin tamamlayalım. Sileceklerimizi bulup çalıştıralım ve içimiz, sevgimiz, duygularımız ve hayatımız eksik kalmasın.

Eksik kalmasın hep.

 

 

 

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir