Geçmişin Ve Geleceğin Simgesi İki Karakter: Mümin Dede Ve Çocuk

Bu yazarın hangi kitabını okusam beynimden vurulmuşa dönüyorum. Nasıl bu kadar güzel yazabilir bir insan? Nasıl olur da bir kitap beni alıp taa çocukluğuma götürür, kitabı okurken çocukla özdeş nokta arattırır bana? Nasıl mükemmel anlatamam. İnsanı gece uykusundan edip okunabilecek derecede güzel…

Gelelim kitabımıza… Kitapta babası ve annesi tarafından terk edilen bir çocuğun dedesiyle ve yaşadığı bölgedeki birkaç insanla olan ilişkileri anlatılıyor ama öyle sandığınız gibi basit şeylere değinmemiş Cengiz Aytmatov. Çocuk kitapta saflığın, bozulmamışlığın ve geleceğin sembolü; dedesi ise geçmişi temsil eden ve masal anlatan birisi. Ve bize çok çok önemli dersler verdiği kesin. Ben karakterleri de inceleyerek kendi çıkardığım sonuçlara değineceğim biraz.

Çocuğun dedesinden başlayalım. Dedemiz herkese iyilik yapan, o yaşında herkesin işine koşan, bir denileni iki etmeyen ama bir türlü de insanlar tarafından saygı görmeyen birisi. Çünkü hiçbir şeye karşı çıkmıyor, o yaşına rağmen gençlerin yapması gereken işleri bile yapıyor ve insanlar onun bu huyuyla alay ediyorlar, eğleniyorlar. Ne garip değil mi? Herkes tarafından biliniyorsunuz ama saygı görmüyorsunuz. Ve bu kadar çok her işten anladığınız için Kıvrak Mümin diyorlar size. Ve hal böyle olunca saygı görmediği için sözünün de bir geçerliliği olmuyor, zaten hiçbir şeye de karşı çıkmıyor, her şeye tamam diyor. Bence bu durum böyle olmadığı takdirde onun gibiler söz sahibi olsa hem etrafındakilere bilgilerini aktarır, gelecek nesillere faydası olur hem de bu kadar acı çekmek zorunda kalmazdı. Ve etrafındaki insanlara anlattıkları torununu etkilediği ve onu güzel kıldığı gibi diğerlerini de güzel kılardı.

Bir diğer karakterimiz aslında baş karakterimiz 7-8 yaşlarında bir çocukDedesiyle ilişkisi çok iyi ve dedesini en çok o seviyor bana göre. Çünkü bir tek o dedesinin anlattığı her şeyi çok önemli olarak görüp güzel yüreğiyle hayata geçiriyor. Dedesinin her türlü şeyden onu koruması, onu masallarla ve doğal hayatın içinde büyütmesi, özellikle inandığı şekilde atalarını anlatması ve çocuğun tüm bunları benimsemesi de o kadar güzel ki.

Zaten o güzel anlatımıyla Aytmatov gözlerinizi yaşartıyor. Beni çocukluğuma bile aldı götürdü valla. Dedemle keçi güttüğüm günlere, ateşin başına oturup karışıyla boyumu ölçtüğü günlere, yılbaşında sobanın başında kestane pişirdiğimiz o güzel günlere kadar götürdü…

Ama tabii herkes dede ve çocuk kadar iyi değil. Bir de Orozkul var ki sormayın yani. Aslında eğer ona bu kadar izin vermeseler, karşı çıksalar kendini asla öyle küçük dağları ben yarattım zannetmezdi bence. ama bana göre Aytmatov burada bizlere bu karakterle eğer kötülük yapan birisine izin vermeye devam ederseniz o da size daha çok kötülük yapar ve toplum yapısı böyle olmaya devam eder demek istemiş. Sonuçta hepimiz yaşadığımız toplumda birer söz sahibi sayılırız ve bulunduğumuz her ortamda insanları etkiliyoruz. Misal ben bir daha Cengiz Aytmatov okumayacağım dediğimde bu kitaba yapılan bir incelemeyi okuduktan sonra okuma kararı aldım. Bunun gibi herkes birbirini etkiliyor ve birileri bir kötülüğün devam etmesine izin verdiği sürece o insanlar etrafta daha çok çoğalıyor. Dünyayı iyilik kurtaracak gibi bir düşüncem yok yanlış anlaşılmasın. Sadece toplum yapısında onlara yaptıkları şeyi yapmaya izin verildiği müddetçe daha da kötü şeyler yapacaklar.

Sonuç olarak kitabı çok sevdim ve okumama vesile olduğu için Tuco beye çok teşekkür ederim. Okumayanlarda okusun efenim 🙂 🙂

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir