Hediye

Aynalar yaşlanmış,

Üstüme yaslanmış,

Ben hep küçücüğüm aslında.

Dünya dönüyor sen ne dersen de. Zaman  geçiyor hiç fark etmesen de. Desem de böyle kendime koşmam zamanın arkasından. Bekletmem kendimi beklesin beni zaman.

Üç yüz altmış beş günün içerisinde bazı günlerin yeri ayrı. Koca bir hayat kütüphanesinde o günleri özel raflara kaldırıyoruz. Her yıl o günler geldiğinde raftan alıp üstlerini bir güzel siliyor, başlığını okuyor, o günün anlamına bir göz gezdirip gün boyunca o günü çantamızda gezdiriyor,  gün bittiğinde her seferinde olması gerektiği yerine geri koyuyoruz. Aslında özel başlık attığımız bu günler de yirmi dört saat. Güneşi var, bulutu var; yelkovanı, akrebi; gecesi gündüzü var. Nesi mi farklı, büyüsü var: Kimisinin bayram telaşı, kimisinin bağımsızlığı, dalgalanan bayrağı, kimisinin  şanlı tarihi, kimisinin aşkı, kimisinin hayat anlamı, kimisinin dostluğu, kimisinin yeni yaşı… saklı bu günlerde. Bazen ortak başlıklarımız, bazense kendi hayatlarımıza göre attığımız başlıklar dizili her birisinde. İçini açıp okursan anlarsın ancak ne yazıyor içlerinde. Okuyunca kapılırsın büyüsüne. Kimisini götürür dününe, kimisini şükrettirir bugününe. Ne güzel ki gelecekten umut ettiren günlere, günlerin değerini o gün değil her gün bilenlere.

Onca özel günün içinde de insanın varlığını hatırlatan en özel günlerden birisi de insanın kendi doğum günüdür. En bencil gündür doğum günleri belki de koca bir yılın içerisinde. İnsana sadece kendini düşündürtür. İnsanlar bana hediyeler alsın, doğum günümü kutlasın, bana iyi dileklerde bulunsun, varlığımı el üstünde tutsun, mumlar benim için yansın ve erisin, pastalar kesilsin, dileklerim benim için yarışsın… Hepsi kendimiz için olsun. Bir yıl daha yaşayabilmişim, bir yaşıma daha giriyorum ya bugün. Her şeye göğüs gerdim. Ne olursa olsun burdayım. Zamanda bir tur daha attım ve yenilenme çizgisine ulaşabildim. Bugün dünya benim için dönüyor, güneş benim için yanıyor, herkes bilsin ki yıllar önce bugün ben doğmuşum. Bunu dedirtir bize doğum günlerimiz. Yok hayır olur mu canım abartmayalım bu da bir gün işte: Kimse kimseyi kandırmasın! Herkes en çok bu günde kendini özel hisseder, hissetmek ister. Hatırlanmak, sevilmek, varlığıyla başkalarının varlığında yaşamak ister. Sevdikleriyle kucaklaşmak, yere göğe sığmamak ister. İnsanın her şeyi bir kenara koyup kendine taçlar taktığı gündür bugün. Bugünü bir başka olsun ister. Bu günün gecesinde yastığa kafasını koyduğunda da yaşanılan yıllarını koyar film makinesine. Bazen üzülür insan yaşlandığı için, bilmediği sonuna belki daha da yaklaştığı için. Belki üzülür beklediği insanlar tarafından hatırlanmadığı için. Belki üzülür keşke dedikleri için, keşfedemedikleri için, hayal edip yapamadıkları için ama aynı zamanda yarını, kalan hayatının ilk günüdür doğum günü çocuğu için. Mutlu olmak için koca bir çantaya sahiptir. Yükte hafif ama pahada en ağır umutlarla dolu bir çanta. Kabuğundan sıyrılıp deri değiştirmek gibidir doğum günleri. Yaş aldıkça yeşermektir, yenilenmek, dirilmektir doğum günleri.

Hayatım boyunca ben de hep bu beklenti içinde 21 yılımı geçirdiğimi fark ettim, 21 yıl sonramda. Her doğum günü sabahımda doğanın ağaçlarını benim için süsleyeceğini, güneşin bugün benim için doğduğunu, karşımda o gün kimi görsem doğum günü çocuğu olduğumu bilmesini istediğim yıllar geçirdim. Hediyeler aldım sevdiklerimden, tebrikler, iyi dilekler aldım . Güzel saatler geçirdim, lezzetli pastalar yedim, renkli mumlar üfledim…

Peki ya ben kendime ne hediye aldım?

Bugünün sabahına uyandığımda 21 yıl sonra bu doğumgünümde bir farklılık olsun istedim. Bugün en güzel hediyeyi kendime vermek istedim. Kendimi kendim ödüllendirmek, göklere çıkartmak istedim. Bugüne özel kendime bir beste ve bu yazıyı bırakmak istedim. Artık her doğum günümde önce  kendime bir hediye bırakmaya karar verdim. Herkese tavsiye ederim. Önce kendinize hediyeler alın, kendinizi kucaklayın, kendinizi yerlere göklere sığdıramayın. Abartın kendinizi, kendi sevginizi. Tebrik edin kendinizi ve ne olursa olsun yaşlanmayın. Aynaya bakıp bugün yaşlanmadım, yeşerdim diyin ki gönlünüz ve ömrünüz çiçek bahçesi olsun. Çünkü ne olursa olsun, ne yaşarsanız yaşayın, hayatınıza kimleri koyarsanız veya hayatınızdan kimleri çıkartırsanız çıkartın bu oyunda başrol önce sizsiniz. Her şey değişir, iyileşir, zamanda kayıp gider ama siz ne olursa olsun kendinizi terk edemezsiniz. Mücadele etmeye devam edecek, hayatınızın yolunda direksiyonu yönlendirecek, nefesi akciğerlerine çekecek olan sizsiniz. İyi ki varsınız, ne mutlu ki doğum günü çocuğuysanız ve başladığınız yerin yıldönümüne tekrar ulaştıysanız alkışlanmayı hak ediyorsunuz. Kendinizi sevin, kendinize inanın, kendinize değer verin.

Bırakın aynalar yaşlansın,

Üstünüze yaslansın.

Zamandan aynalar saklansın.

Siz hiç büyümeyin, hep yeşil kalın.

Kendime de en güzel dileğim bu. Hiç büyümeyeyim, ruhum hep bir kız çocuğu olarak kalabilsin.

Kendime en güzel hediyeyi 22.yaşıma bırakıyorum.

 

 

 

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir