Ivan Ilyiç’in Ölümü

Hayat
Ölüm
Başarılar
Acı, Sevinç
Mutluluk
Sevgi
Yalan…
Liste bu şekilde uzayıp gidebilir. Hayatımız çok başarılı bir şekilde yolunda giderken, adım adım zirveye ulaşırken karnımızın sol tarafında bir ağrı duyarız ve doktora başvururuz. Onlar sordukları sorularla bizi bunaltırlarken tek istediğimiz hemen ağrımızı geçirtecek bir tedavi vermeleridir. Bunlar olup biterken ağrımız devam ettiği için çevremizdeki hiçbir şey umrumuzda olmaz.

Çevremizi gözden geçirmeye başlarız. Hayatı doğru mu yaşadık, her şeyin böyle mi olması gerekiyordu? Etrafımızdakiler bize gerçekten acıdıkları için mi böyle davranıyor, yoksa acıları da mı yalandan? Neden sadece çektiğimiz fiziksel acıya odaklanıyorlar? Neden ruhsal acımızı da ciddiye almıyorlar? Neden sadece doktorların ne düşündüğü önemli bir hasta için? Hastaya sorması gerekmez mi acısını dindirmek için başka ne yapabiliriz diye? Tedaviyi reddettiğimizde niye ısrarla ilaç vermeye çalışıyorlar? Rahatça ölemeyecek miyiz?

Bu liste de böyle uzuyor gidiyor kitabı okurken. Tolstoy kitabında baş karakterin gözünden bu soruları sormanıza vesile oluyor. Cevapları kişiden kişiye değişir tabii ki. Biz Ivan Ilyiç’e gelelim…

Ivan Ilyiç, hukuk fakültesini bitirmiş ve mesleğe başladığı günden beri çok iyi bir şekilde başarının merdivenlerini tırmanır. Bu sırada evlenir ve çocukları da olur. Her şey yolunda giderken kariyerinde çok iyi bir yerdeyken karnının sol tarafında bir ağrıyla doktora başvurur. Doktor doktor gezer bir nevi ağrısına çare bulsunlar diye. Ama ne koydukları teşhis ne de verdikleri tedavi onu tatmin eder. Tedaviye uysa ve iyileşeceğine inansa bile bir türlü ağrıları geçmez. Eşinin, çocuğunun etrafındaki diğer tüm insanların onlara gösterdikleri acı yalan gelir. Bir tek Gerasim’in ona acıması onu mutlu eder.

Birinin bize acıması bizi neden mutlu etsin ki diyebiliriz hepimiz. Ama Ivan Ilyic gibi çevremizdeki insanların acıları yalandan olduğunda bir kişinin gerçekten acıdığı için ona iyilik yapıyor olması onu mutlu eder. Tek istediği şey ağrılarının dinmesi olan bir adamın bundan mutlu olmasına kitabı okurken hak veriyorsunuz zaten. Ölüm eşiğindeyken bir adamın ruh halini, neler hissettiğini çok güzel anlatmış Tolstoy. Ya da öyle bir durumda biz ne isteriz hepsini sorguluyorsunuz. Çok yoğun bir edebi dili olmasa da konusu açısından bir çırpıda okunabilecek ama sizi etkisinde bırakalabilecek bir kitap. Mutlaka okuyun derim!

Sağlıcakla kalın sevgili kitap severler :))

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir