Kör Baykuş

Yazarın edebi diline hayran kaldığımı baştan belirterek başlayayım…

Hafif hafif çiseleyen bir yağmurda damlaların içinize içinize işlemesi gibi yazarında edebi dili size öyle işliyor.

Herkesin acımasız olduğu bir dünyada insanların nasıl böyle olabildiklerini düşünmek…

Acı çekmeyi, çektiği acıya çözüm aramayı, unutmak için afyon ve şaraba sarılmasını, etkisi geçince daha çok acı çekmenin nasıl olduğunu düşünmek…

Kimsenin çözemeyeceği yaralara, insanların alaya alıp güleceği şeylere çözüm aramak…

Sizi yiyip bitiren bir iç ses, buz gibi soğuk mezarı andıran bir odada ölümü düşünmek, hatta yaşarken ölmek…

Kendini bu durumdan çekip çıkarmaya çalışırken daha da batmak, çektiğin acıya acıların eklenmesi, onların eklenmesiyle acının daha da şiddetlenmesi…

Hiçbir çözüm bulamamak, ölümü düşünmek, hayatın anlamını anlamaya çalışmak, çevrende olup bitenleri sorgulamak, belki anlayamamak, kendini aslında zaten ölmüş biri gibi hissetmek…

Ruhunuza iyi gelecek bir şeyin, sizi kendisine bağlayan bir şeyin size en çok acıyı çektirtmesini hissetmek…

Dünyaya gelişinizi düşünüp babanızın başına gelenlerin yarasını taşımak…

Normalde hiç olmayacak biriyle evlenmek zorunda kalmak, vicdansızlığının sizi çıldırtmasını hissetmek…

Daha neler neler hissettirmedi bana Sadık Hidayet o güzel edebi diliyle… Ben çok sevdim sizd seversiniz umarım…
İyi okumalar şimdiden herkese.
Esen kalın, sanatla ve edebiyatla kalın.
🙂 🙂

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir