Maskeli Balo

Tüllerin arasından yükselen yüksek topuk sesleri, papyonların havada uçuşan göz kamaştıran jestleri. Hanımefendiler, beyefendiler; saklar hepsi birer birer, bilemeyiz onlar neredendiler?

Aynalar yok, aynılar var; karınlar tok fikirler dar. Hepsinin dünyası aynı yerden aslında, güneş nereden doğarsa oraya bakarımın faslında. Bulutları hakiki yünden, fırtınaları ise en büyüğünden. Gök kuşakları on yedi renk, kibirleri kapattırır esnafa kepenk. Suyu elmas bardaktan içerler, ektikleri gönül sahteden ki söylesene neyi biçerler? Gülüşleri altın kaplama, sözleri ise hep sonradan yama. Küçük görmek en sevdikleri spordur, tuttukları takım değil rapordur. Nasıl görünmek isterlerse değil nasıl görülmek isterlerse öyle oluverirler, pusulaya gerek duymazlar çünkü her yolu çok iyi bilirler. En keskin silahları maskeleridir, en büyük düşmanları ise eskileridir. Kalpleri gözlerinden okunmaz, tehlikelilerdir aman mikrop bile dokunmaz. Dilleri tatlı değil tatlandırıcı içerir, gerçekleri buz tutmuş ısıtsan da geç erir. Alçakgönüllülük dairesinde oturamazmış onlar, yürüyemezler kaldırımda nerede kırmızı halılı yollar? Tiyatro gelince akla atarlar binbir takla, fazla yüz verirsen eğer dönerler bitmez yasakla.

Gelen geçen takmış artık binlerce maske yüze, kaç insan kaldı ki maskesiz, yüreği çıplak günümüzde? Sadece yüzler değil artık kalpler de örtülmüş, kendi özünü hapsetmek söyle nerede görülmüş?

Cesur olmak gerekiyormuş meğer gelmemek için oyuna, maskesiz gitsek ya yahu artık bitmeyen şu maskeli baloya!

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir