Mayıs

Koskoca bir mayıs uzun uzadıya tamı tamına otuz bir gün. O kadar çok şey sığdı ki içine çoğu yıllarımdan daha dolu, daha verimli oldu, özellikle de sanat adına. Belki de yıllardır verdiğim çabaların, emeğin meyvelerini toplamaya başladığım ay oldu Mayıs 2019.

Aslında öncesinden belliydi mayısın hareketli geçeceği, şimdi kronolojik olarak anlatacağım bir bir:

  1 Mayıs 2019 Giresun Vahit Sütlaş Sahnesi ‘PALTO’

Merakla takip ettiğim Trabzon DT eski oyuncularından Kadri Özcan’ın daha önce de radyo tiyatrosunu dinlemiş olduğum Palto ile Trabzon’a olmasa da yakına geliyordu, kaçmazdı vallahi. Güç bela bilet ayırttık, son gün biletlerimiz aslında ayırtılmamış kargaşasını çözerek  bir şekilde Giresun’a attık kendimizi Oğulcan ile. Çok kullanışlı şirin bir sahnesi vardı Giresun’un, dekor ve ışık da etkileyiciydi. Oyuna gelecek olursak performans ve reji gerçekten mükemmeldi, izlediğim tek kişilik performanslar arasında birinciliğin en kuvvetli adayı oldu Palto. Sahnede akıtılan terin her damlasını sonuna kadar gördük.

2 Mayıs 2019 20.Uluslararası Karadeniz Tiyatro Festivali Açılış Korteji – “Korkut Ata” – Açılış Resepsiyonu

Bir takım işlerden sonra önlüğümle Meydan Parkına vardığımda hava birden bozdu, tam da açılış korteji başlayacağı vakitte asıl üzücü olan yağmurdan çok koskoca kortejde özel tiyatro olarak tanınıp akşamında gala yemeğine bile davet edilen Gademe Gademe olarak sadece dört kişi oradaydık: İrem, Samet, Kaan ve ben. Devamlılık ve değer açısından, aktarım açısından daha güzel bir katılım beklerdim. Yağmur altında eriyen pankartımızla beraber Haluk Ongan’a gelmiş bulunduk, birkaç parça kanepe atıştırırken sevgili Vural ağabeyin “Çocuklar fön makinesi getireyim üstünüzü kurutun.” demesi üzerine Trabzon DT’nin 8-9 fön makinesinin hepsinin meşgul olduğunu öğrendik. Gelelim akşama ne giysem sorunsalını aşarak bir şekilde oyuna gittim, artık şemsiyem vardı ama yağmur yoktu. Açılış oyununu izlemeye gelen İrem’e de teşekkür ediyorum. Farklı dekor farklı performans, müzik, tempo koordinasyonlarının etkileyici olduğu ve benim ilk kez izlediğim tarzda bir eserdi, bana önemli şeyler kattığına inanmaktayım. Oyun sonrası tebrikleşme merasimlerinden sonra Hakkı ağabey ile yaptığımız fakülte basketbol takımı muhabbetinden sonra onun arabasıyla galaya doğru yola çıktık. Sıkıcı, ağır ama bir o kadar da elit bir ortam Trabzon’un özel tiyatrolarından insanlarla tanışma fırsatı bulduğum gecede Birkan ağabey ile de tanışmış olduk, bir nevi sıkıcılığı katkıya çevirmeye döndürdüğüm bir gece oldu diyebilirim, fazla atraksiyona girmeden de evime döndüm zaten.

       

3 Mayıs 2019 İstanbul/Kadıköy Oyun Atölyesi – “Kral Lear”

Ve sonunda beklenen tarih gelir, öğleden sonra varıyorum İstanbul’a, Seda ile buluşup karnımızı doyurduktan sonra oyuna kalan bir saatlik kadar vaktimizi Oyun Atölyesi’nin içindeki Antre Cafe/Barda geçiriyoruz, ne içsek diye bakarken resmen beni cezbetmesi için menüye koyulan Kral Lear kokteylini görüyorum, parantez içinde Haluk Bilginer’in özel tarifi yazıyor. Viski+Zencefilli gazoz, fiyatını aldırmadan hemen söyleyiveriyorum. Sanki oyun öncesi ses açmaya yönelik bir şifa kaynağı gibi içiyorum Kral Lear’ı derken oyun saati geliyor, alıveriyoruz salondaki yerimizi.

İzlediğim ilk Shakespeare oyunu olarak kayıtlara geçiyor Kral Lear, oyun açılışı, açılış pozlamaları ve şarkıları gerçekten etkileyici başlıyor, uzun soluklu bir oyunu seyirciyi sıkmadan oynayabilmelerini öncelikle takdir etmek istiyorum. Klasik bir oyun oluşu ve bir kişinin birden çok karakteri oynayışı zaman zaman insanı konudan koparsa da mesajları ve prodüksiyonu ile, müzikleri ile ayakta alkışı hak ettiler benden ki kalkıp alkışladım da 🙂 Haluk babuşa gelirsek onu izlemenin keyfini sonuna kadar yaşamış oldum birkez daha ancak rol olarak daha pasif konumdaydı, daha önce televizyonda karşılaştığım genç, yetenekli oyuncuları da izleme fırsatı buldum. Gecenin yüksek hazzı serotonin bombası çikolatacıda zirve yaparak son buldu.

                                                   

 

 

7 Mayıs 2019 20.Uluslararası Karadeniz Tiyatro Festivali  Trabzon DT Haluk Ongan Sahnesi İspanya – “Şefler”

Festival için kim ile karşılaştıysam İspanya’nın ekibine yaptıkları övgülere şahit oldum ve herkes oyuna mutlaka gelmem gerektiğini söyledi. Geçtiğimiz sene festivalde başarılı bir oyun ortaya koyup beğeni toplamışlar ayrıca dünya çapında turnede olan, bilinen, sevilen bir ekip. Büyük beklentiler içinde bir yer bulup oturdum. Oyun eğlenceli başladı, söz falan yok, ramazan eğlencesi tarzında yer yer basit bayat esprilerle, illüzyon gösterileriyle alkışa oynayan bir ekip vardı, seyirciyi bolca oyuna katan bir ekip. Popüler bir ekip olmuş olmaları ile daha çok para nasıl kazanabiliriz mantığıyla devam eden bir ekip olduklarını düşünmeye başladım. Her şeye rağmen gecem gayet güzel geçti, gayet ünlü bir ekip izledim, hiç eğlenmedim desem yalan söylemiş olurum.8-9 Mayıs 2019 Trabzon – Zorlu Grand Otel  Söyleşi – Gestalt Sahneleme Kuramı ve Karakter Yaratımı Atölyesi

Gelelim Mayıs ayının en güzel geçen iki gününe, ilk olarak öğlene doğru Zorlu Grand’a geldiğimde Onur konuğu Olcay Kavuzlu söyleşisi bitmemişti, salona girdim en arkadaki yerimi aldım, salon dolucaydı. Sevgili müdüremiz Saliha Hanım’ın işaretiyle en öne onun yanına dahil oldum, diğer yanımda Ceyhun Abi vardı. Saliha Hanım kulağıma eğilerek “Senden soru bekliyorum ona göre.” dedi. Tabii söyleşinin sonuna yetişmiş olmam nedeniyle sağlıklı bir sorum olmadığı için soramadım.

Vakit geldi ve değerli Birkan Görgün ağabeyimin atölyesi başladı. Teorik giriş, psikoloji kuramlarından gidiş ilgimi çekti, bazı ufak notlar aldım, sıra uygulama kısmına geldiğinde sanki yıllardır kendime katmaya çalıştığım şeylerin birçoğunu o an orada ortaya koymaya başlamıştım. Gayet faydalı ve öğretici aşamalardan sonra ara verdik. Birkan abinin yanına gidip tanışıp sohbete başladım. Ona daha önce oyunumu gönderip bakacağını söylediğini hatırlattım, sonrasında biraz oyundan bahsettikten sonra oyunun  ilginç gözüktüğünü, bu gece okuyacağını, yarın konuşabileceğimizi söyledi. O anki mutluluğum tarifsiz, ondan sonraki uygulama çalışmalarında tam performans sahadaydım.

Ertesi gün geldiğinde heyecanla geldim otele, salona geçtikten sonra Birkan ağabeyin yüzüme bakarak iyi bir yazar olma yolunda ilerliyorsunuz deyişi oyunu beğenip beğenmediğine dair bütün soru işaretlerimi yok etmeye başlamıştı neredeyse. Ara verdiğimizde detayları konuşalım dedi ve yarım kalan atölyemize devam ettik ben ve ekibimin doğaçlama çalışması sonunda ara vermiş bulunduk. Geçtik Zorlu Cafe’ye oyunu gerçekten beğendiğini, devlet tiyatrolarına göndermemiz gerektiğini ama göndermeden önce  birkaç düzeltme yapmamız yönünde telkinler vereceğinden bahsetti Birkan ağabey, bazı tiradlarda çok fazla açıklama yapmış olmamız hatırladığım tek eleştirisiydi herhalde. Özellikle bazı sahnelerdeki gizemi de çok beğendi, şu an baktığımda anlıyorum tıpkı Gestalt eğitimimizdeki gibi  “Tamamlama” maddesi canlanıyor gözümde. “Gereksiz detaydan kaçın, bazı noktaları seyircinin tamamlamasına izin ver.” Saatlerce oturup sohbet ettik atölyeden sonra. Oyun çıkar mı çıkarsa rejisini nasıl yaparız dekoru ışığı… Birkan Abi bu oyunun yönetmenliğini bile yapmak isterim dediğinde zaten benim için bu işin imkansız noktası kalmamış oldu belki de. Werther’den Rusya’dan konuştuk, cumartesi günü oyunda görüşmek üzere sözleşip ayrıldım otelden, ağzım kulaklarımda aklımda tek sorunla. Bu oyunu tek başına yazmadın ve Ümit Can’ı bu sürece dahil etme konusunda gerekeni yapmalısın dedim. Ümit ve Seda ile sevinçlerimi paylaşarak evimin yolunu tuttum.

                                                                                                                             

11 Mayıs 2019 20.Uluslararası Karadeniz Tiyatro Festivali  Trabzon DT Haluk Ongan Sahnesi-Genç Werther’in Acıları

Merakla beklediğim oyun sonunda gelmişti, Birkan ağabeyin anlattığı onca şey üzerine ve Gestalt kuramından sonra oyuna koşa koşa geldim. Fuayede Saliha Hanım’ı gördüm, geçtiğimiz günlerde kardeşinin evde geçirdiği ufak bir kaza sonucu hastanede yardımcı olmaya çalışmıştım kendilerine, ufak bir hal hatır durum konuşmasından sonra kulise çay içmeye davet edildim. Açık havada kamelyada Trabzon DT’nin bütün ekibi neredeyse oradaydı çay, sohbet, yunan ekibiyle sohbet derken Saliha Hanım elime en önün ortasına ait olan bileti tutuşturdu. Ben ilk kez bir oyunu en önden izleyecek tim, yıllardır tiyatroya geliyordum özellikle bu oyuna denk gelmesi mükemmeldi adeta.

Oyun başladı, her şey o kadar güzel düşünülmüştü ki sahnede fazlalık bir toz parçası bile yoktu adeta, sade ama insanın bütünlüğü konusunda şüphe duymadığı bir dekor. Alt yazılara bakmadan izledim Fedor’u (Werther) o kadar kaptırdım ki kendimi birkaç gün önce konuştuğumuz spoilerları bile yemiş bulundum. Kenarda projeksiyondan geçen alt yazıyı bile takip etmedim çoğu zaman. Gerçek anlamda çok beğendim oyunu, beni sanatsal anlamda da etkilediğini ve farklı akımlara yönelimlere sürdüğünü hala düşünmekteyim. Oyun sonu tebrik etmeye gittim, sahne üstüne Fedor çok cana yakın ve yetenekli bir oyuncu, hatta akranımmış, kısa bir sohbet ettik, en önde beni gördüğünü söyledi. Sonra birkaç arkadaşla buluşup eve gittim.

Ben, Fedor ve Birkan Abi

Evet mayıs böyle güzel geçiyor, haziran da güzel geçecek gibi, biraz uzun sürdü yazmam ama içimdekileri dökmek, belgelemek istedim. Koskoca mayıs diye başladım, sadece ilk 11 gününde üç aylık kazanım sağlamışım neredeyse. Umarım her şey çok daha güzel olacak. 🙂

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir