Meşgale

Pek çoğumuzun çocukluğunda kendi kendine uyguladığı zihin meşguliyetinin ne kadar ağır yükleri sırtladığına hep birlikte tanık olacağız.

Stefan Zweig’ın “Satranç” adlı kitabında, insanın zihnini meşgul etmeye en çok ihtiyaç duyduğu anda kurtarıcısının bir cep kitabı olduğunu en açık şekilde anlıyoruz.

“Ailecek avukatlık bürosu yürüten bir aile, gizli kapaklı sorumlulukları sırtlamak durumunda kalır. Klerikal Parti’nin eski millet vekili sıfatıyla yakın olduğu büyük manastırların mal varlıklarıyla ilgili danışmanlık hizmeti veriyorlardı. İmparatorluk ailesinin bazı üyelerinin fonlarının yönetimi de bu aileye emanet edilmişti. Çalışkan seçiminde son derece dikkatli olmaları sebebiyle çok fazla göze batmamak amaçlı halktan herhangi birini seçmek zorundaydılar. Bu kişi elbette zavallı bir büro elemanından öte biri değildi. Nitekim, normal bir işletme görünümü vermek amaçlı bazı kuralların dışına çıkmamak üzere bu eleman pekala işe alınabilirdi. Pastaları açması yahut patronların dosyalarına dokunması kesinlikle yasaktı. Fakat bu işgüzar elaman talihsiz bir rastlantı sonucu arkasından işler çevirildiğinin farkına vardı. Münih ya da Berlin’den büroyu gözetlemek için görevlendirilmişti. Bunun sonucunda Dr. B Schuschnigg’in görevden çekildiğini iddia ettiği ve Hitler’in Viyana’ya girmezden bir gün önce SS’ler tarafından tutuklandı. Neyse ki şüpheleri doğrultusunda özel belgeleri güvenilir bildiği kimselere göndermişti. Fakat Dr.B’nin çektiği işkence toplama kampından farklıydı. Dr. B gayet makul bir odada sorgulanacağı günü beklemek zorundaydı. Bu odada kağıt kalem yahut herhangi bir kitap yoktu (sıradan bir otel odasıydı). Sorguya çekildiği bir gün çaldığı satranç kitabı onun için dönüm noktası oldu. Ancak durmaksızın satranç oynama isteği onu agresif ve şizofrenik bir insan yaptı. Kurtuşu ise bu delirme raddesine erişmesi oldu.”

Stefan Zweig, zihnimizdeki bir sorunun daha aydınlık bir yola kavuşmasına sebep oldu. 

Yaşamımızın tamamında zihnimizi meşgul etmeye ihtiyaç duyarız. Bedenimiz de bunun pekala farkındadır ve bize yardımcı olur. Bazı zamanlarda boşluğa düşsek de bizim için bir meşgale bulunur ve bu meşguliyet bizi ayakta tutar. Zaten toplumda yer edinmemizi sağlayan mesleklerimiz, hobilerimiz bizi ayakta tutar. Yani sorumluluklarımız bizi hayata bağlar, bizi biz yapan temel elementtir. 

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir