Metamorfoz IV

Aşk Kıvılcımdır, Sevgi Ateş

Cevdet paravanın önünden ayrılıp Müjgan’ın yanına ilerledi. “Müfit ölürse bizden kurtulacağını sanıyordu. Ölmeyi becerebilseydi bunu başarabilirdi belki de. Henüz tıp, insanları komadan uyandıracak kadar gelişmedi ama biz komadaki zihinlerine girecek kadar düzeneğimizi geliştirdik.” Başından beri sessiz bir şekilde Müjgan ile Cevdet’in konuşmalarını dinleyen Doktor, kendisinin de övülmesini beklemekten sıkılmış ve lafa dalmıştı.

“Düzeneği tek başınıza geliştirmediniz sonuçta Cevdet Bey. Yıllardır insan beyninin altını üstüne getiren bir bilim adamı tanıyorum.”

“Ah, Doktor!” dedi Cevdet. İki kolunu açarak doktora yürüdü ve omuzlarından tuttu. “Sen gerçek bir dâhisin. Yalnız kötü bir yanın var. O da sabırsızsın. Her şeyin bir zamanı var.” Doktor gururunun okşanmasından memnundu. “Elbette Cevdet Bey. Siz ne derseniz öyledir. Müsaadenizle ben ayarları kontrol edeyim.” dedi ve cam paravanın arkasında sedyede yatmakta olan Müfit’in yanına gitti. Makinenin nabız, tansiyon göstergelerini kontrol etti. Daha sonra saatlik beyin uyarı sinyallerini gözden geçirdi. Her şey kontrol altındaydı. Müfit’in beyni yaşamakta ancak kendisine hizmet etmemekteydi. Bir nevi transa geçmişti. Düzeneğin işe yaramasına aslında Müfit kendiliğinden yardım etmişti. Köşeye sıkıştığını anlayıp intihar etmek için ağzına silahı soktuğunda kafatasına girmek için içeriden ve dışarıdan iki delik açtığının farkında değildi. Silahı ateşlediğinde her şeyin fişten çekilip simsiyah olacağını farz etmişti ancak dilediği gibi olmamıştı. Kanlar içindeki Müfit hemen doktora getirilmişti. Doktor da beyninin içine -biri amigdalasına biri hipokampusuna- iki tane elektrot yerleştirip bu iki bölgeyi birbirine bağlamıştı. Böylece belleği ve duyguları arasında bağlantı kurulmuştu.

Bugüne kadar unutmak insana verilmiş en güzel armağandı fakat artık kimse bir şey unutamayacaktı. Onlar unutmuş olsalar bile.

Doktor, işini bitirdikten sonra diğerlerinin yanına döndü. Bu sırada Müjgan ile Cevdet bir şey konuşmaktaydı.

“Başta sana hiç hak vermiyordum ama dönüp baktığım zaman bana gerçekten imkansızı yaptırdın Müjgan. En azından benim imkansız sandığım bir şeyi.”

“Seninle uzun zamandır beraber çalışıyoruz Cevdet,” Müjgan bu sırada içeri giren Doktor’u gördü ve “Bey.” diye ekledi. “Doktor her şey kontrol altında mı? Sizin deyiminizle hım neydi?..” parmaklarını şıklatıp bir kelime bulmaya çalışıyordu “Her şey stabil mi?” Doktor buna güldü.

“Evet, Müjgan Hanım her şey stabil. Saatlik kontrolleri artık asistanlarıma bırakabilirim diye düşünüyorum. Nasılsa başlarında siz olacaksınız. Uygun mudur Cevdet Bey?” Cevdet göz ucuyla Müjgan’a bakıp ondan onay aldıktan sonra -Doktor bunu fark etmedi zira izin vereceklerinden emin bir şekilde çantasını toplamaya başlamıştı bile- “Tabii, Doktor. Dinlenmene bak. Yarın uzun bir gün olacak.”

“Öyleyse hepinize iyi akşamlar!” dedi ve Doktor odadan çıktı. Kapıyı kapatmasının şiddetiyle beraber Selim’in göründüğü ekranda da görüntü birkaç saniye titredi, daha sonra yerine geldi. Cevdet, Müjgan’a dönüp “Bazen çok mu imtiyaz tanıyoruz diye düşünmeden edemiyorum.”

“Bazen ben de aynı şeyi düşünüyorum ancak o olmadan bu işi başaramazdık. O da bunun farkında ve bu sayede aslında imtiyazı kendi kendine tanıyor. Ama herkes gibi onun da bir eksiği var. Onun kusuru da zekasına fazla güvenmesi. Hele ki zekanın ne kadar küçümsenebileceğini bize kanıtladıktan sonra. Umalım da onunla işimiz bitene kadar kendi zekasına ihanet etmez.”

“Müfit’ten sonra mı başlıyoruz?” Müjgan başıyla onayladı. “Müjgan buna emin misin? Gerçekten bu düzeneğe girecek misin?”

“Eğer düzenek sayesinde Müfit’in bizden neler sakladığını bulabilirsek Doktor da düzenek de bize kendini kanıtlamış demektir. O saniyeden sonra gözümü bile kırpmam.”

“Onu bu kadar seviyordun yani.”

“Onu bundan daha fazla seviyorum. Akif için her şeyi yaparım Cevdet, her şeyi.”

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir