SaKin

Son bir haftam Gregor Samsa gibi bir odanın içinde, zar zor hareket edebildiğim, ağrılar çektiğim günler şeklinde geçti. Samsa’dan farkım ise sevdiklerim tarafından dışlanmak değil, içlenmekti. Öyle içlendim ki hatta bazen içerlediğim de oldu.

Bol bol düşünme fırsatım oldu. Farklı hikayelere, anılara, dünyalara tanıklık edebildim. Bu dünyadaki rolümü düşündüm. Hayattaki yerimi sorguladım tekrar. Bir hiçlik, bir boşluk, bir de yokluk varmış dünyada. Ha bir de ben doğal olarak.

Kafamda Samet’in birkaç şiiri var. Çok eskilerde kalmış birkaç anı geliyor aklıma. Derinlere gömdüğüm zamanlar, denizin dibine savurduğum düşünceler. Hepsi birer demir gibi sokuluyor aklımın kutuplarına. “Gidin, istemiyorum sizi,” diyorum. Zorluyorlar.

En çok da yazmak istiyorum. Sadece saatlerce, her konuda, gün batıp yeniden doğana kadar yazmak. Rüzgârın akışına bırakmak parmaklarımı ve ne yöne gittiklerini izlemek.

Ve yazıyorum sadece. Ne zaman duracağımı bilmeden. Kimin okuyacağını hiç düşünmeden. Yalnızca kendime, yalnızca kendimi. Hiçbir şey umursamadan. Soru, cevap, söz, cümle beklemeden. Karanlığa da evet aydınlığa da. Yeter ki içim özgür olsun. Ölüm de buyursun yaşam da. Yeter ki canım sağ olsun.

Bana örülen çemberin içinde geçirmeyi zar zor kanıksadığım bu ömrü bir de iç huzursuzluğumla süslemek tam benlik bir hareket zaten. Etmeyi istemediğiniz ama belki genel insanlık davranışları gereği nezaketen de olsa buyuracağınız yardım teklifleriniz için de hiçbir şekilde teşekkür etmeyerekten, alayınızı tüm nahoş duygularım ve dileklerimle selamlıyorum. Siz kimsiniz de bana yardım edeceksiniz?

 

17.6.19

Dinleme önerim olarak kendi şarkımı paylaşmak istedim. Kaan Başar Candaş – Kıskaç

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir