Sonsuz

“Umudum sonsuzdur, uğraşım bitmez hiçbir zaman”

Pentagram – Sonsuz

Bu sitedeki yazılarıma ilk olarak bu sözlerle başlamıştım. Aradan geçen zaman sonunda başımdan geçen onca olay oldu, çok fazla şey yaşadım ve farklı şeyler hissettim. Ama hayatımdaki değişmeyenlerden biri oldu bu şarkının bendeki anlamı ve hissi…

Bu yazı daha önceki şarkı anlatımları gibi olmayacak. Alışılagelmiş dize dize yorumlama, bölüm bölüm incelemeleri barındırmayacak. Farklı biçimde bir yazı olacak. Bestecilerin ne anlatmak istediğini anlamaya uğraşmayacağım. Benim için ne anlam ifade ediyor? Ben bundan bahsedeceğim.

Pentagram’ın bendeki yeri çok farklıdır. Samet’le beraber kalkıp Kadıköy’e sırf konserlerini izleyebilmek için gitmişliğimiz vardır. Grupla tanışmam Samet’in önerisiyle olmuştu ve o dönem aklımda ve kalbimdeki birçok soru içinde debelenmekteydim. Grubun şarkılarına kulak verdiğimde ve bunları idrak ettiğimde artık bir değişim yoluna girmiştim. Çünkü sorular benim için cevaplarını bulmaya başlamıştı.

İşte o sorulardan biri de “Neden yaşıyoruz bu dünyada?” sorusuydu. Bu soruya halen geçerli ve mantıklı bir yanıt bulamadım. Ancak hayata bakış açımı değiştiren ve dolayısıyla bu soruyu nispeten önemsizleştiren olay ise Pentagram’ın ilk dinlediğim şarkılarından biri olan Sonsuz ile tanışmamdı.

Bir heavy metal grubunun akustik gitara ağırlık verip bir şarkı yapması beni şaşırtan ilk noktaydı. İkincisiyse alışılmışın dışında yüksek sesli bir şarkı olmamasıydı. 1997 yılında yayımlanan Anatolia albümünün son parçası Sonsuz. Kapanış, veda temsili taşıyor. Albüm için duygu yüklü bir bitiriş tercih etmişlerdi ve bu beni yakalayan bir noktaydı. Ayrıntı olarak, diskografide şarkının hemen öncesinde “Fall Of A Hero” (Bir Kahramanın Düşüşü) adlı şarkının olması acaba konsept yakalamak için düşünülmüş bir incelik miydi diye düşünmeden edemiyorum.

“Sonsuz” ilk olarak 1997 yılında Anatolia albümünün kapanış parçası olarak yayımlandı.

Sanırım bu kadarlık girizgâh yeterli, şimdilik. Yeri gelirse tekrar bahsedeceğim konular olabilir. Şimdi sözleri olduğu gibi paylaşayım ve şarkının bende uyandırdığı duygulardan bahsedeyim.

Sanırsın dağlarda yol olmaz
Usanırsın kalbinde güç kalmaz
Uzanırsın of yarın olmaz

Zor günlerin ardında huzur olmaz ki
Her zaman umutlar yön bulmaz
Yarın olsa da beklenen gün olmaz

Sözlerim gerçektir
Yüreğim kardeştir her zaman
Umudum sonsuzdur
Uğraşım bitmez hiçbir zaman

Geliyor geçiyor hayat
Dönüyor durmuyor dünya
Geliyor geçiyor zaman
Dönüyor durmuyor dünya

Sanırsın yalnızlık tek dostun
Aldanırsın kaçmakla bitmiyor
Hiçbir zaman yalnızlığın

Sözlerim gerçektir
Yüreğim kardeştir her zaman
Umudum sonsuzdur
Uğraşım bitmez hiçbir zaman

Geliyor geçiyor hayat
Dönüyor durmuyor dünya
Geliyor geçiyor zaman
Dönüyor durmuyor dünya

30. yıla özel olarak 2017 yılında yayımlanan akustik albümde yeniden yorumlanan “Sonsuz” bu kez albümün ana parçası olarak ön plandaydı.

Ne zaman müziğini duysam gözlerimi kapatıp düşüncelere bırakırım kendimi. Masmavi göklerde süzüldüğümü hayal eder, denizin dibine doğru dalıyormuş gibi hissederim. Uçsuz bucaksız, sonsuz bir yolculuğa çıkmış gibi…

Yaşam her zaman önümüze güzel, mutluluk verici fırsatlar ve olaylar çıkarmıyor maalesef. Herkes iyi şeyler diliyor ancak dilekleri bazen sadece temenniden ibaret kalıyor. Bu noktada insan kendini yalnız hissediyor, yalnızlaştırıyor. Umutsuzluğa, düş kırıklığına kapılıyor. Kendini karanlığa, ruhunu renksizliğe teslim ediyor. En gurur kırıcı tarafıysa ha şimdi ha yarın mutluluk gelecek diye umarken, beklerken hiçbir şey olmuyor. Belki de daha kötüsü gerçekleşiyor.

Şimdi size birkaç “sonsuz” sorum var.

Yaşamı suçladım değil mi? Peki yaşam nasıl bir şey? Tanımlayabilir misiniz? Tanımlayamadıysanız eğer nasıl fail olabilir? Fail değilse ortada suç da yok demek değil midir? Tanımlayabildiyseniz ve hala suçlu olduğunu düşünüyorsanız bırakın öyle kalsın. Zira kesmeye çalıştığınız ceza sizi yok edecektir. Yaşamla savaşmayın çünkü kazanamazsınız.

Haydi gözünü birkaç saniyeliğine ekrandan ayırıp etrafa bak ve yaşamakta olan şeylere dikkatini ver. Dünyayı anlamaya çalış. Senden önce de vardı, senden sonra da var olacak. Ve sen sadece sana ayrılmış olan zaman dilimi boyunca bu dünya üzerinde bir anlam taşımaktasın. Gözünü bir daha açamamak üzere kapadığında, o nefes son kez ciğerlerini terk ettiğinde her şey bitmiş olacak. Fakat dünya kaldığı yerden dönmeye, zaman gelip geçmeye devam edecek.

İnişler-çıkışlar doğada olduğu gibi yaşamda da varlar. Hepsi de doğal süreçler. Olgunlaşmanın temel gerekliliklerinden hatta. Düşmek, kalkmak, üzülmek, sevinmek, ağlamak… Hepsi insani duygular, kavramlar. Hiçbiri korkulacak ve utanılacak şeyler değil. İnsan değil miyiz? Peki niye hepimizde maskeler, duvarlar, tabular var? Neden insan gibi yaşamaktan çekiniyoruz? Olmamız gerekeni reddetme çabası neden?

Yaşamın anlamı vazgeçmemekte. Ne olursa olsun sonsuz umutla ileriye bakabilmekte. Uğraşı bitirmemekte.

Ölmeden önce kimsenin geçirdiği zaman için pişmanlık duymaması dileğiyle…

Hatırlayın…

Geliyor geçiyor zaman

Dönüyor durmuyor dünya…

 

20.5.19

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir