Suzan Defter – Ayfer Tunç

”İnsan gençliğini aşka vermezse, gençlik neye yarar?”

“Ama sonunda kaybeden siz olmuşsunuz.”

“Kayıp mı? Kaç kişi böylesine sevebilmiştir dünyada?”

“Ama kucağında bir kucak korla kalan siz olmuşsunuz.”

“İyi ya, boş değildi kucağım.”

“Ama yandınız, kül oldunuz.”

“Ama vardım, kül bunun kanıtı. “

Kitabın yazım tekniğine hayran olduğumu belirterek başlamak istiyorum. Kitapta iki ayrı günlük okuyoruz eş zamanlı. Hem de anlatılan esas hikaye 3. kişilerin hikayesi. 12 Eylül zamanında yaşanan bir aşk anlatılıyor. Bu aşk imkansız değil ama bahtsız, buruk ve acı. İlişki sona erince, erkeğin insanların sıradanlığına uyup kendi yaşamına devam ederken kadının aşkını muhafaza edip geçmişte takılı kalmasının hikayesi.

Günlüklerde yazılanla asıl olaylar yer yer farklılık gösteriyor. Bu da insanın bazen kendini bile kandırmak istemesinin güzel bir yansıması olmuş. Yazarın insan psikolojisine ve duyguların, davranışların derinliğine inmesinden çok etkilendiğimi belirtmek isterim.

Günlük yazarlarından biri olan Derya karakteri bana inanılmaz şımarık geldi. Abisinin aşkının içine kendini dahil etme çabası, bu bencil yaklaşımı beni oldukça sinirlendirdi. Aşk iki kişi arasında yaşanması gereken bir duygudur bana kalırsa; üçüncü kişiler sadece seyirci olabilir ama dahil olamaz, olmamalıdır. Gerçi sevilmek onun da hepimiz gibi en büyük arzusu ve yarası elbette. Ona da yer yer üzüldüm bu nedenle. Diğer günlük sahibi Ethem ise bir tutunamayan. Toplumda fazlasıyla bulunan o insanlardan sadece biri.

Altını çizdiğim onlarca cümle oldu ve bu cümleler hala ezberimde. Benim için bir kitabı etkileyici yapan unsurların başında gelir altı çizili cümleler. Bu konuda da müthiş bir eser.
Daha fazla ayrıntı verip tat kaçırmak istemem. Kitabı okuyup keşfetmenizi şiddetle öneririm ancak kitabı okuduğunuz süre boyunca içiniz burulacak, baştan belirteyim 🙂

Benim gibi kitabın içinde geçen cümlelerden etkilenip okumaya karar verenler varsa diye yoruma alıntıyla başladım, alıntılarla noktalıyorum. İyi okumalar 🙂

***Alıntılar***
 ”Ayrılmak bir solucanın ikiye bölünmesi gibidir, her iki parça ayrı ayrı yaşamaya devam eder, bir zamanlar tek parça değilmiş gibi, tanımaz birbirini parçalar.”

”Ayna ayna söyle bana, kestikçe saçlarımı bir şey değişir mi hayatımda? İleriye akan zaman, bir yolunu bulup geriye akar mı?”

 ”İnsan kendini bile bir başkasını severek sevebilir ancak, benim zavallı kızım.”

 ‘Benim suçum yok Derya’ dedi. ‘Varsa da bağışla artık. Suzan beni kaldırabileceğimden çok daha fazla sevdi. Ezildim.’

 “Sokakta, her biri bir köşede titreşen kedilerin ve köpeklerin yalnızlığı içime dokundu.

 Hayvanların yalnızlığı içime dokununca salak dedim kendime. Bu onların doğası, sen kendine bak.

 İnsanınkine kader diyoruz ama.”

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir