Takvim

Dünya güneşin etrafında bir tam turunu bitirdi dün. Kim bilir kaçıncı kez bir yenisine başladı. Ve birazdan kendi etrafındaki ilk turunu bitirecek bu yeni döngü içerisinde. Ne tuhaf aslında! Her hareketinde geçmişte var olan bir ana göre o turları tamamlamış oluyor.

Şu an alıp verdiğim nefes sırasında mesela…

Veya gözlerimi ovuştururken de…

Karıncaların miladına göre binlerce yıl geriden geliyor olabiliriz belki de. Fillerden daha önde de olabiliriz.

Bir kartalın ufkunda da arayabiliriz güneşi. Bir sincabın kovuğunda da.

Bir yılan gibi güneşten saklanmaya muhtaç olabiliriz.

Bir kedi yavrusu gibi ısınmak için ona yaslanabiliriz.

Ayçiçeği gibi de olabiliriz. Adımız aya, yüzümüz güneşe sırıtır.

Baykuş gibi de yaşayabiliriz. Güneşten kaçarak ve uğursuz sayılarak… Ama geceye hükmeden olarak.

Bir balina da olmak var sonuçta. Güneş bir anlam ifade etmeyebilir bize.

Ama bir plankton olmak da mümkün. Klorofillerimiz için yana yakıla ararız güneşi.

Bir de istiridyeler vardır.

Onlar bihaberdir denizin yukarılarından, ormanlardan, havadaki kuşlardan, aydan, güneşten. Ama onlar okyanusun dibini çok iyi bilirler. Hepimizin korktuğu dipte dünyanın en değerli taşını saklarlar içlerinde. İstiridyeler hep diptedir ama zirve daima onlarındır.

Güneş nerede olursa olsun kendi güneşini içinde bulanlar, mücevherlerini kabuklarıyla koruyanlar başka kimseye asla muhtaç olmazlar.

Kendi güneşinin takvimini kullananların her günü yeni yıl, yeni umuttur.

Mutlu yıllar!

 

1.1.20

 

Ludovico Einaudi – Low Mist Var. 2 (Day 1)

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir