Ters Yüz

Kar beyazdır başlangıçlar, göçüyor sonra içinden kırlangıçlar.

Örüyor kalbin duvarlarını içten, yıkamazsın sonra geçmiş çoktan iş işten.

Ne kadar korkumuz varsa hepsi geliyor geçmişten, içimizden, peşimizden. Fark edemiyoruz yükselen duvarları daldığımız işten güçten. Nefes alamayıp daralınca anlıyoruz duvarlarda sıkıştığımızı eksilen gülüşlerimizden. “Nasıl oldu da kapana kısıldık?” diye sorma, belki de biz tepelere çok çıktık da duvarlar geldi geçti peşimizden. Neler eksiliverdi günlerimizden, düşlerimizden, gülüşlerimizden; ne manzaralar değişiverdi dışarı açılan penceremizden. Şimdi kurtulmaya muhtacız karanlıktan geldiğine inandığımız on iki ayın pençesinden; duymayalım bir daha aman ismini, sesini, uzak duralım çehresinden. Açtık kapıları sonuna kadar, şimdiden üşümedik terledik yeni gelen yılın gölgesinden. Yaktık tüm ışıklarımızı hep bir arada, artık gelebiliriz tüm olumsuzlukların üstesinden.

Bir uyuyup uyandık tüm dünya tekrar tozpembe olmuş. Zaten hep tozpembeydi ya.

Bir uyuyup uyandık tüm karanlıklar kaybolmuş. Parıl parıl parlayan umut ışıklarını, yıldızları, sadece aydınlıkta görebiliyorduk ya.

Bir uyuyup uyandık dünya sütten çıkmış ak kaşık olmuş. Dünya toprağı üzerinde yaşayan her insana, kaynayan ortak çorbadan bir kaşık düşebiliyordu ya.

İnanılır gibi değil. Meğer yıllardır bu anı bekliyormuşuz. Gelişi bela, gidişi deva bir yılmış postaladığımız bu yıl. Sevemesek de, gülemesek de hepimizin ilacıymış. Bir yıllık bir kiracı ama devamızın ev sahibiymiş. Yeni gelen yıl ise aradığımız sihirli değnekmiş. Giden bu uğursuz yıl evini yeni yıla devrettiğinde artık sorguya suale gerek yokmuş çünkü her şey kendiliğinden düzelecekmiş. Yeni yıl herkese her şeye şans getirecekmiş. Özel güçleri olan bu yıl dokunduğu her şeyi altına, yoldan sapıp kaybolanları yoluna sokacakmış. Neler duydum neler neler, ah siz de duysanız. Durun biraz fısıldayayım kulaklarınıza da oturduğunuz yerden kulaklarınızın pası silinsin!

İşsizlik çözülecek, ekonomi güçlenecek, alın teriyle eken ektiğini biçecekmiş. Kadın, çocuğa, hayvanlara; insana, doğaya, yaşama hakkına sahip tüm canlılara değer vermeyenler; sağlık çalışanları başta olmak üzere herhangi bir meslekte çalışan herhangi bir insana kendi çıkarları, kontrol edemediği nefsi, egosu ve duyguları yüzünden şiddete hiddetle baş yaslayanlar bu dünyadan uzay boşluğuna fırlatılacak böylece bir daha kendilerini savunmaya tenezzül edip açıklama yaparken çıkan seslerine bile maruz kalınmayacakmış. Ne de olsa ses boşlukta yayılmaz, değil mi? Meğer bu yıl gelmeseymiş biz öyle bir boşluktaymışız ki yıllardır olan biteni durdurmaya çalışan; kadınların, çocukların, hayvan dostlarımızın, emek emek yeşerttiğimiz ağaçlarımızın, toprağımızın; havada, suda, taşta toprakta bizle birlikte nefes alan tüm canlıların haklarını korumaya çalışan, geleceğimize güzel bir dünya bırakmak için gayret gösteren, terazide iyiliğin ağır basması için gırtlaklarından çıkartabildikleri son notaya kadar haykırıp çırpınan tüm insanların sesleri bu yüzden yayılmıyor, haykırışların hepsi yetki sahibi insanların kulaklarına bu yüzden ulaşamıyor ve o kişiler de bu nedenle tüm olanlardan bihaber haykırışları dikkate alıp da kesin bir çözüm bulamıyorlarmış! Anlayacağınız çözüm yine yeni yıldaymış. Adalet boy boy yeşerecek; etik, eşitlik, hak, hukuk kelimeleri soyutluktan ve solukluktan çıkıp nereye gözümüzü çevirsek orada olacak, onlara bakmaya doyamaz olacakmışız. Fabrikaların, köprülerin, yolların peşinden koşarken, gözle bile göremediğimiz bir canlı gelip, sağlığımızı elimizden alıp sevdiklerimizi bizden dönülmez uzaklara götürdüğünde yaptığımız yollar ve köprüler sağlığımıza ve sevdiklerimize çıkmaya yetmiyormuş ya, umarım anlayabilmişizdir. Artık sağlığa giden yollar ve köprüler yapacak, dumanı tüten fabrikalar gibi bilimin bacasını her daim tüttürebilecek bir yol haritamız olacakmış. Sanat gökyüzünü tekrar boyayacak, edebiyat rüzgarları her yerde daha çok esecekmiş. Dostluğun, sevginin, birlik beraberlik ve ailenin değeri kaybedince anlaşılmak yerine her gün bu kavramların anlamının bilinciyle yaşanılacakmış. Aza kanaat etmek çoğu kaybedince mecburiyet değil, azla çoğu kazandıkça galibiyet olacakmış. Küçük şeylerle mutlu olunabildikçe dünyalar bizim olacakmış. İsraf çöpe, özgürlük kanatlanıp göğe, umutsuzluklar düne karışıp güzel günler artık bizle olacakmış. Daha neler bizimle… Ah yeni yıl… Geldin sihirli değneğinle dokundun ve her şey ne güzel olacak! Hem de biz sadece otururken, sadece seni izlerken, sadece senden umut ederek…

Ne güzel böyle değil mi?

Her yıla üç yüz altmış beş çarpı yirmi dört saat hak tanıyoruz. Geliyor ve gidiyor.

Üç aşağı beş yukarı aynı heyecan ve mutlulukla yeni bir yılı karşılıyor, bitmesine haftalar kala yılın baştan sona kritiğini yaparak yıla son damgayı vurup rafa kaldırıyoruz. Bir yıl boyunca torbaya yüklenen felaketler ağır bastıysa olanların tüm sorumlusunu yılın bahtsızlığına verip arkasından bir tekme de biz atıyoruz. Suçlu biz değiliz. Suçlu biz dışımızda her şey olabilir. Kötü gidişata sebep olan yıldızlar, gezegenler, eko yapan evren, yaşlanan dünya, zaman, zamanın dilimleri: yıllar, aylar, haftalar…Mevsimler, Güneş’e dönüş açımız, uğurlu sayılar, uğursuz sayılar…Beddualar, büyüler, kötü enerjiler. Belki sadece kader.

Biz ne yaptık ki, sadece görevimizi yaptık: yaşadık, ama sonunu düşünmeden bilinçsizce yaşadık. Karalara bir dolu beton yığınları yaptık, şimdi de oturup karaları bağladık. Sürekli tüketime odaklandık üretimi yabana attık. Burnumuzun dikine gittik ve özgürlüğü yüksek katlı binalarda aradık. Yeşili gizledik, topraktan uzaklaştık. Şimdi ise ayağımız toprağa bassın diye neler veririz.

Başımıza ne gelmeye başladıysa aslında çoktandır Dünya bize göz kırparak bunun sinyalini veriyordu. Bizi uyarmıştı, bize uzun bir süre şans tanıdı. Dünya sabırlıydı ama biz değildik. Biz, bize yakılan sinyali durup yorumlamak yerine kafamızın dikine gitmeyi tercih ettik. Şimdi de artık sonuçlarına katlanmaya başlıyoruz.

Amacım herkese kabak tadı veren 2020 yılını aklamak değil. 2020’nin avukatlığını da yapacak halim yok ancak amacım olayları ters düz edip bir de ters yüzünden yani görünenden ziyade görünmeyen biçimde olayları yorumlamamız gerektiği mesajını verebilmek. Kabağın biraz da 2020 yılına patlayıp kendi ellerimizle sebep olduğumuz günümüz dünyasının başımıza açan ve daha da açacak olduğu felaketlerin başlangıç düdüğünü 2020’nin çalmış olduğunu unutmayalım. Bütün kötülükleri ve felaketleri tek bir yılın sırtına yüklemek bir insana taşıyabileceği yükten fazlasını yükleyerek yapılacak haksızlık kadar acımasızcadır ki unutmayalım, 2020 yılında kaç yenidoğanın dünyaya gözlerini açtığını düşünürsek felaketleri sırtına bu kadar yükleyip lanetlediğimiz bir yılda doğduğu öğretimiyle büyüyen bu bebeklerle kurulu bir gelecek kaçımıza iyi gelecek tekrardan bir düşünmemiz gerekir. Umutsuzluğu değil daha da çok umudu aşılamamız gereken dönemlerdeyiz artık. Aşılamalı, aşılanmalıyız! (Sosyal mesajımızı da vermiş olalım) Aynayla dolaşmalı, kendimizi sorgulamalı ve bundan sonraki süreçte umutları, ümitleri, şansı, iyiliği ve güzelliği sayılarda, yıllarda değil aklımızda, fikrimizde, kalplerimizde, işimizde gücümüzde; kendimizde arayıp bulmalıyız. Derdin kaynağı bizsek bundan sonrasında deva da kendi içimizde.

Elbette yeni yıl gelince yeşerelim, çiçek açalım, kabuk değiştirelim ama hiçbir yeni  yıla sadece oturup temenni ederek, güzel dileklerde bulunarak bel bağlamayalım. Hayat bir film ve biz izleyiciler değiliz ki durup sadece hayatta olacakları seyredelim, biz hayatın ta kendisiyiz. Filmin sonunun nasıl biteceği bizim ellerimizde. O yüzden kim ne derse desin, ne yaşanırsa yaşansın olayların bir de ters yüzünden bakıp aynayı da kendimize tutmayı ve kendimizle sakince kalıp beyin fırtınası yapmayı unutmayalım. Yeni  yılda tutulan dileklerle birlikte kendimize vereceğimiz sözler de olsun. Ne yaptık ne yapmamalıyız diyelim ve bir şans olarak gelen koca bir yıl boyunca neleri düzeltebileceğimize bakalım, hayatın neresine dokunabileceğimizi keşfetmeye çalışalım.  Keşfettiğimiz bir nokta belki de filmin sonunu belirleyecek değişime sahip olabilir.

Ters yüz, binlerce yüze açılan kapı demek.

360 gün sonra 2021’in ters yüzünde tekrar buluşmak dileğiyle…

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir