Yenisine, Yeni Sene

Bir sene daha tükettik. Günleri, ayları ardımızda bıraktık. Doğru tahmin. O sıkıcı yeni yıl yazılarından biri gibi olacak bu da. Ama inan, kendim için ne düşünüyor, ne umuyor ve ne hissediyorsam aynılarını yazıyorum buraya. Bir soruyla gireyim konuya.

Senelerle birlikte ömrümüzü tükettiğimizin de farkında mıyız?

Tıpkı 2018’e girerken yaptığımız gibi 2019’u da bir önceki yıla bok atarak karşılıyoruz galiba. Dilimine dahil olacağımız bu zaman parçasına yine benzer umutları dileyerek giriyoruz. Sanki bir anda takvimlerdeki en son rakam bir değer büyüyünce hayatlarımız ansızın değişecek ve güllük gülistanlık olacakmış gibi bekliyoruz değil mi yeni yılı? Ne bekliyoruz ki 2019’dan? Ne verecek ki yeni yıl bize? Suçu neydi 2017’nin ve daha önceki binlercesinin? Daha da temel bir soru sorayım öyleyse. Zaman nedir ki ondan bir şeyler bekliyoruz? Tanımlayamadık. Hayatı da zamanı da rahat bırakalım şimdi. Onlarla işimiz yok.

Haydi aynanın karşısına.

2018’de neler gördük? Büyük ihtimalle sevinçler, hüzünler, sıkıntılar, ferahlamalar. Hala bir şeyleri hissedebildiğimizi fark ettiren, gün içinde bile birçok kez aralarında geçiş yaptığımız sıradanlaşan ama insani olan duygularla karşılaştık. Bundan önceki senelerde de olduğu gibi dönem dönem bu duyguları yaşadık. Bazen bunların esiri olduk, bazense tadına varamadan diğerlerini tattık. Eminim, yeni yılda da bunları yaşayacağız. Farklı olmayacak hiçbir şey.

Baksana daha şimdiden aynı şeyler oluyor. Evet, yine o tatsız “seneye görüşürüz” esprileri gelecek. Komiklikler, şakalar falan. Uyandığımız o ilk gün, geride bıraktığımız yıldaki günlerden farklı olmayacak.

Farkına varman gereken çok önemli bir şey var. Ömür bitiyor dostum. Soyut şeylere küsmeyi, kendinle kavga etmeyi bırak. Ölmeden önce “Keşke biraz daha zamanım olsaydı.” dememek için şu an yaşaman için izinli sayıldığın günleri boşa harcama. Değişen sayılar hayatındaki hiçbir şeyi değiştirmeyecek. Emin ol çünkü değiştirseydi şu ana kadar yaşama doymuştum. Evrene gönderdiğim dilekler o denli çoktu. Fakat anladım ki değişim kendiliğinden olmuyor.

Ercan Kesal’ın sözüdür. “Dünyayı sanat değiştirmeyecek. Dünyayı ancak sanatın etkilediği insanlar değiştirebilir.”

Bunun gibi aslında söylemeye çalıştıklarım. Kendimizi değiştirmediğimiz sürece bir değişiklik beklemek beyhude çırpınıştan başka bir şey değil. Ölürken, yaşayamadıklarımıza pişmanlık duymamak için değişmek gerek. Hem de sürekli. Dünya bile her an değişiyor. Yalnızca değişenler ve gelişenler hayatta kalabilir, bunu unutma.

Ortamın, zihnin, arkadaşların, sevdiklerin, yaşadığın yer… Her şey değişebilir. “Evren, boşluk kabul etmez.” Eksildiğini düşündüğün her şeyin yeri dolar.

Hayat dediğimiz ömrümüze denk gelen zaman parçasında başrol biziz. Mücadeleden asla yılma.

Hayat senin, yaşa.

Hayat kısa, yaşa.

Okunacak çok kitap, dinlenecek çok müzik, izlenecek çok film var. Yaşanacak günler, gidilecek çok yolumuz var.

 

Uğraşı bitmez hayatın. Sen sonuna varmaya var mısın? Buna karar ver.

“Uzun ince bir yoldayım.

Gidiyorum gündüz gece.” Aşık Veysel Şatıroğlu

Yazının sonunda dinleme önerim. Tahmin edebileceğiniz gibi 😉

https://www.youtube.com/watch?v=2UcbHrcFN7c

Etiket(ler): .Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir