Yolculuk

Yaşamın siyahlığına beyaz kanatlar takmak istedim. Taşlarını sevgiyle döşediğim umut dolu yollarım vardı. Her nereye gideceksem gideyim hep kendi yollarımdan geçmekte kararlıydım. Toprağını emek emek biçip suyunu eksik etmediğim çiçeklerimle süsledim bu yolları. Ellerinden tutup hiç bırakmadığım bahçıvanlarla korudum, kolladım, sardım sarmaladım yollarımı. Fırtınalarda korunak oldum, yağmurda şemsiye; kuraklıkta dereydim, karda kışta sıcak bir battaniye. Yeri geldi gözyaşlarım suladı çiçeklerimi, yeri geldi ayaklarımın altı yaralandı defalarca hayal kırıklıklarıyla. Dizlerim çizildi yollarımda tökezlerken belki de kaç defa. Bazen öyle bir düştüm ki ne tutunacak bir el uzandı yardıma ne de uzanacak gücüm kaldı kaldırıma. Sadece kalan umutlarım ve hayallerimdi beni yine ayağa kaldıran, olan bir derdime binbir deva. En bilinen yollarda yürütmek isteyenler de oldu beni, kendi yollarına çekmek isteyenler de. Yollarıma laf edenler de vardı, yollarında yürüyemeyip pes edenler de.

Önemi yoktu ama hiçbir sözün, sazın; istemem yollarımda yeri yok hüznün, yasın.

Yıkın tabularınızı, eritin kalıplarınızı; hangi mesleği yaparsanız yapın inşa edin kendi yollarınızı. Sizin için özel çiçeklerle süsleyin onları, sevdiklerinizle yürüyün, biriktirin güzel anıları.

Atlayın ilk otobüse bekliyor sizi duraklar, uçsuz bucaksız bir yol oluvermiş kalbinizdeki tüm çıkmaz sokaklar.

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir